Nötr Mekanın Olasılığı Üzerine

İnsanın mekan üzerine fikir yürütme girişimleri Antik Yunan’dan günümüze kadar uzanmaktadır. Felsefenin de gündemini oluşturan elemanlardan biri olan ‘mekan’ kavramının üzerine yapılan ilk tartışmalar soyut/somut, doluluk/boşluk, görülebilen/görülemeyen, algılanan/algılanmayan gibi karşılaştırmalar çevçevesinde gerçekleştiriliyordu. İnsan, bir nesne yahut özne olarak varsayılıp yani etken veya edilgen olarak konumlandırılıp mekan bu minvalde eğreti bir perspektifle değerlendiriliyordu ve bahsedilen konular üzerine kısır ürünler çıkmasının sebebi denkleme dahil edilmeyen değişkenlerin noksanlığının bizi nitelikli bir sonuçtan uzaklaştırmasıydı. Aslında kente, mekana, topluma dair düşüncelerin filizlenmesi kuramsal ortamda farklı düşüncelerin, ideolojilerin ve keza sanayileşme sonrası kapitalizmin güdümüyle olmuştur. Fikirler ortamındaki soyut savaş ortamı düşünce dünyamızda yeni muharebe alanlarının açılmasına ve bunların kısa bir zaman içerisinde büyük bir hızla gelişmesine yol açmıştır. Bu yönüyle Marx’ın yaklaşımı zaman içersinde çok yönlü çürütülmüş olmasına rağmen mekansal sınıflaşma tartışmalarını başlatması sebebiyle önemlidir. Temel kuramları ve kuramcıları açıklamak çok uzun süreceği için Lefebvre, Castells, Harvey gibi isimlerin söylediklerine önceden göz atmak gerekli.

Mekan durağan değil dinamik bir olgudur. Hem kuşatır, hem de kuşatılır. Hem müdahale eder hem de maruz kalır yani etkiler ve aynı zamanda etkilenir.

Alıntılar #01

9. yüzyılın en büyük takıntısı tarihti. İçinde bulunduğumuz dönem, belki de, daha çok mekan dönemidir (M. Foucault)


Mekanın toplumsal inşasını anlamak, kendimizi kurma biçimlerimizi anlamak demektir (Irvin C. Shick)


Her toplumun mekan tahayyülünde ve mekansal davranışında büyük farklılıklar vardır. Bu da toplumların kültürel farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Zaman içinde her kültür sistemi, yaşama biçimini, mekan anlayışı ve onu kullanışıyla yansıtmıştır. (I. Altan)